top of page

Persler


PERS İMPARATORLUĞU, diğer adıyla Ahameniş imparatorluğu bugünkü İran halkının çoğunluğunu kapsayan, Hint-Avrupa soyunun Arya kolundan gelme eski bir millettir. M.Ö. 2000 yıllarına doğru dalgalar halinde bugün bulundukları yerlere göç etmişlerdir.

Eski İran’da, neredeyse hepsi Aryan soyundan olmak üzere birçok boylar yaşardı: Bunlardan Partlar, Horasan'in batısında, Medler, Batı İran'da, Persler Güney İran'da, Hikaryalılar da Hazar kıyılarında yerleşmişlerdi.

Büyük Kros önderliğinde Persler bir araya gelip Medleri kendi içlerine alarak bir devlet haline gelmişlerdir. Bir devlet olduktan sonra Kyros fetih hareketlerine girip Babil ve Fenike’yi fethedip zengin bir krallık omuşlardır

Persler M.Ö. VII. yüzyılda Medler'den Ahmen'i kendilerine baş tanıdılar. Onun oğlu Teispes de Persler'in ilk kıralı oldu. Medler'e bağlı olan bu Pers hükümdarları, önce Elamlar'ın ülkelerini ele geçirdiler, daha çok onların ülkesi Sus'ta oturdular. 1. Keyhusrev ile 1. Keykavus ülkelerini iyi yönetip toprak kazanmakla beraber, Med krallarına bağlıydılar. I. Keykâvus'un oğlu II. Büyük Keyhusrev bu olguyu kırıp büyük bir imparatorluk kurdu.

Büyük Keyhusrev'in ölümünden sonra yerine geçen oğlu Keykavus Mısır'I İran topraklarına kattı. Onun ölümü üzerine, Ahmen soyundan Dâra, İran tahtını kendine hak iddia eden, kendisini Ahmenler'den sayan büyücü Gaumata'yı ortadan kaldırarak tahta oturdu. Persler Dara zamanında en parlak zamanlarını yaşadı. İmparatorlukları Kuzey Hindistan’dan Kuzey Yunanistan’a kadar uzanıyordu.

Dara’nın ölümünden hemen önce Persler Marathon’da Yunanlılara yenik düştüler. Bu yenilgiden sonra toparlanamadılar.

Dâra'dan sonra İran tahtına Serhas geçti. 1. Ardaşir, II. Serhas, II. ve III. Ardaşir çağında Iran bazı toprakları kaybetti. III. Dara zamanında, İran toprakları, Büyük İskender'in eline geçti, Dara İskender'le yaptığı savaşta hem tacını hem de canını kaybetti.

Helenistik Dönem

İskender'in Pers İmparatorluğunu zapt etmesi Gaugamela zaferiyle, daha önemlisi Dara'nın öldürülmesiyle tamamlanmıştı. Dara'nın intikamı da Pers kanunlarına uygun olarak faillerden alınmıştı. İskender bundan sonra kendini Pers İmparatorluğu’nun meşru yöneticisi saydı ve bu sebeple Pers kralların kıyafet ve törenlerini benimsedi.

Başkentlerin ele geçirilmesiyle Pers Savaşları bitti ve bu bitiş Persepolis'teki sarayın yakılmasıyla sembolize edildi. Daha sonra dünyanın fethi başladı. Bu fetih İskender'den önce düşünülen Cebelitarık boğazına kadar Akdeniz kıyılarına sahip olarak bir dünya krallığı kurmak kavramıyla pek bağdaşmıyordu ve daha çok geniş Pers İmparatorluğunu ele geçirmek anlamındaydı. Çünkü Pers yöneticileri Yakın doğudaki eski evrensel hükümdar anlayışına oldukça yaklaşmışlardı. İskender'in amacı da işte bu yöneticilerin topraklarını ele geçirerek genişletmekti. Bu yeni dünya düzeninin temeli Makedonya ile Persia'yı birleştirmek olacaktı, İskender bu amacını gerçekleştirmek için daha Doğu seferini bitirmeden çalışmaya başlamıştı; Hindistan'dan döndükten sonra da bu yönde çalıştı. Pers sarayındaki törenlerin, proskynesis (yere kapanma) dahil olmak üzere İskender tarafından benimsenmesi bu programı desteklemek amacını güdüyordu. Bu gelişme Persler tarafından hemen kabul edildiyse de bazı istisnaların dışında Makedonyalılar tarafından büyük isteksizlikle kabul edildiler.

İki milletin kaynaşması için Susa'da büyük törenler düzenlendi. 10.000 Makedonyalının meydana getirdiği İskender Ordusu’nun bütün subayları Persli kızlarla evlendi. Makedonyalı kıdemli askerler görevlerini bıraktılar ve ordu Perslere eşit haklar tanınarak yeni baştan teşkilatlandı. Bu nazik dönemde İskender Babil'de öldü.

Persler'in Yaşayışı

Persler de öteki İran boyları gibi eski soyları Aryalar'ın dini inanışlarına bağlıydılar. İnanışlarına göre, bu dinin kurucusu Zerdüşt (Zaroastra) adında bir prensti. Yazdığı kitaba “Zend-Avesta” denir. Başlıca tanrı gökyüzüdür; buna “bilge” anlamına “Ahura”, “akıllı” anlamına da “Mazda” adı verilirdi. Bu Ahura-Mazda adından dolayı Zerdüşt dinine Mazdaizm de denilir. Bu dinde iki kuvvet vardır: Işık ile Karanlık. İyi, kötü ruhlar bu iki kuvveti temsil ederler, hepsi de Ahura-Mazda'ya bağlı bulunurlardı. Ateş, kutsal sayılır, her evde ocak mutlaka yanardı.

Persler önceleri basit bir hayat sürerlerdi. Medler'i, daha başka Arya soyundan ulusları bir bayrak altında toplayıp İran İmparatorluğu'nu kurunca gösterişli, parlak bir hayat yaşamaya başladılar. Süslü elbiseler giyerler, güzel evlerde otururlardı. Bu üstün, parlak yaşayışı Yunanlılar'a, onların aracılığı ile de Batı ülkelerine sokan Persler olmuştur.

Persler'de kadınlar hür değildi. Bununla beraber, erkekler üzerinde büyük etkileri vardı. Çocuklar 7 yaşına kadar annelerine bağlı olurlar, sonra serbest bırakılırlardı. Eski Mısırlılar gibi Persler de en yakınlarıyla evlenirlerdi.

Pers hükümdarları başlarına elmaslı taç giyer, altınla, fildişiyle süslenmiş bir sarayda oturur, kimseye görünmezlerdi. Pers İmparatorluğu'nun geniş toprakları “Satrap” denilen valilerle yönetilirdi. Satrap, hükümdarın vekiliydi. Bulunduğu ilin merkezinde bir sarayda oturur, kendi adına gümüş para bile bastırırdı. Ordu, İran'daki uluslardan, ayrıca yardımcı kuvvetlerden kurulurdu. Çok kalabalık olan bu orduda en gözde olanlar İranlılardı.

Persler Avesta dili konuşurlardı. Bu dil, bütün Arya boylarının dillerini birleştirmişti. Bu dilden Pehlevi dili, ondan da IX. yüzyılda Farsça çıkmıştır. En eski İran yazısı, Babil çivi yazısıdır.

Persler’in mimarisinin en güzel örneklerinden biri ise kalıntıları günümüze kadar ulaşan Susa’da bulunan 100 sütunlu krailyet sarayıdır. Bu saray, Mısırlı, İyonyalı, Babilli vb. Tutsaklar tarafından yapılmıştır.Persler hâkimiyeti altındaki halklardan ilham alsalar da, mimari ve sanatları kendilerine özgüdür.







Darekios isimli bir para birimini darp etmişlerdir. Herodot’un anlattığına göre, Persler vergi geliri olarak diğer halklardan aldıkları paraları eritip tekrar para olarak basıyorlardı.





20 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page